Güdümsüz Ne Demek Argoda? Edebiyatın Sözlüğünde Bir Yalpalama Kelimelerin Gücü ve Edebî Dönüşüm Dil, insanın iç dünyasının haritasıdır; her kelime bir duygunun, bir düşüncenin, bir yarım kalmış hikâyenin yankısıdır. Bir kelimenin anlamı yalnızca sözlükte değil, onu kullanan insanın tonunda, sessizliğinde, öfkesinde saklıdır. “Güdümsüz” kelimesi de tam bu türden bir sözcüktür — başıboşluğun, yönsüzlüğün, bazen de isyanın adıdır. Argo dilinde ise bu kelime, bir eksikliği, bir yitimi, bir sistem dışılığın estetiğini taşır. Güdümsüz: Sözcüğün Katmanlı Anlamı Sözlükte “güdümsüz”, yönlendirilmeden, kontrol edilmeden ilerleyen, kendi rotasını belirlemeyen ya da belirleyemeyen şeyler için kullanılır. Ancak argo dilde bu kelime, bireyin kendi içinde savrulduğu, kimsenin…
Yorum BırakŞehir Notları Yazılar
Gözünmek Ne Demek? Öğrenmenin Dönüştürücü Gücüyle Bakmak Öğrenmek, insanın kendini sürekli yeniden inşa ettiği bir yolculuktur. Eğitimci olarak sınıfa her adım attığımda bunu hissederim: her bakış, her sessizlik, her soru aslında bir dönüşümün başlangıcıdır. Öğrencinin gözünde beliren o merak kıvılcımı, “öğrenmenin mucizesi”nin en saf hâlidir. Peki ya “gözünmek” kelimesi? Belki de bu kıvılcımın dilimizdeki en eski izlerinden biridir. “Gözünmek”, yalnızca bir kelime değildir; bakmanın, anlamanın ve fark etmenin derin bir ifadesidir. Gözünmek: Dilin ve Anlamın Katmanlarında Bir Yolculuk Türkçede “gözünmek” kelimesi, genellikle “bir şeyi kıskanmak, imrenmek, başkasında olanı istemek” anlamında kullanılır. Ancak bu kelimenin pedagojik açıdan çok daha derin bir…
Yorum BırakHangi Damarlarda Kapakçık Vardır? Kanın Akışını Yönlendiren Sessiz Kahramanlar İnsan bedeni, sayısız detayın kusursuz uyumuyla çalışan muhteşem bir sistemdir. Her bir organ, her bir hücre, yaşamı sürdürmek için uyum içinde çalışır. Ama bazen, en hayati görevleri üstlenen küçük kahramanlar gözden kaçar. İşte bu yazıda, kanın akışını düzenleyen, ters yönde gitmesini engelleyen ve bizi sağlıklı tutan o minik ama mucizevi yapılardan bahsedeceğiz: damar kapakçıkları. Çoğumuz damarların yalnızca kan taşıyan tüpler olduğunu düşünürüz, oysa onların içinde adeta “trafik ışıkları” gibi çalışan, yön belirleyen yapılar vardır. Peki bu kapakçıklar hangi damarlarda bulunur ve neden bu kadar önemlidir? Gelin, bu konuyu verilerle, gerçek yaşam…
Yorum BırakGöz Sıvı mı? Duyguların Şeffaf Aynasında Bir Psikolojik Yolculuk Bir psikolog olarak, insan davranışlarını gözlemlerken her zaman en sıradan sorularda bile büyük anlamlar bulurum. “Göz sıvı mı?” sorusu, ilk bakışta biyolojik bir merak gibi görünür. Ancak psikoloji açısından bakıldığında bu soru, duyguların doğası, algının derinliği ve insanın kendi iç dünyasına dair farkındalığı üzerine düşündürür. Göz gerçekten sıvıdır — ama bu sıvılık sadece fizyolojik bir özellik değil; aynı zamanda ruhun, bilincin ve duyguların akışkanlığını da temsil eder. Bilişsel Psikoloji Perspektifi: Görmek mi, Algılamak mı? Bilişsel psikoloji bize, görmenin sadece fiziksel bir süreç olmadığını öğretir. Göz, yalnızca ışığı değil, anlamı da yakalar.…
Yorum BırakBabüsselam Kapısı Ne Demek? Farklı Bakış Açılarıyla Derin Bir Yolculuk Hayatın anlamını, kelimelerin köklerini ve sembollerin taşıdığı derin anlamları keşfetmeyi seven biri olarak bugün sizlerle çok özel bir konuyu konuşmak istiyorum: Babüsselam Kapısı. Belki daha önce duydunuz, belki de ilk kez karşılaşıyorsunuz. Ama emin olun, bu kelimenin taşıdığı anlamı ve arkasındaki farklı düşünce dünyalarını keşfettikçe siz de benim gibi büyüleneceksiniz. Gelin birlikte bu anlamlı kapının ardında yatan düşüncelere göz atalım. — Babüsselam Kapısı Ne Anlama Gelir? “Babüsselam” kelimesi Arapça kökenlidir ve iki kelimenin birleşiminden oluşur: “bab” (kapı) ve “selam” (barış, esenlik, selamet). Dolayısıyla kelime tam anlamıyla “Barış Kapısı” veya “Selam…
Yorum BırakGrafoloji Uzmanı Kimdir? Yazının Ontolojisi, Bilginin Etik Sınırları Bir filozofun masasının üzerinde duran boş bir sayfa, insanın kendi varoluşuna dair bir metafor gibidir. Kalem eline geçtiğinde yalnızca kelimeler değil, varlığının izleri de o sayfaya akar. İşte grafoloji uzmanı, tam bu noktada devreye girer — o, yazının biçiminden insanın ruhuna açılan bir kapıyı aralar. Ama felsefi bir soru bizi hemen karşılar: Bir insanın yazısından gerçekten kim olduğunu anlayabilir miyiz? Bu sorunun cevabı, yalnızca psikolojiye değil, aynı zamanda etik, epistemoloji ve ontolojiye uzanan derin bir tartışmayı gerektirir. 1. Ontolojik Perspektif: Yazı Bir Varlık mıdır? Ontolojinin temel sorusu şudur: “Varlık nedir?” Grafolojide bu…
Yorum BırakGrafik Tasarım Öğrenmek Ne Kadar Sürer? Kültür, Ritüel ve Kimlik Arasında Antropolojik Bir Yolculuk Bir antropolog olarak her zaman şu soruyu merak etmişimdir: İnsan neden biçim verir? Mağara duvarlarından dijital ekranlara uzanan bu görsel serüven, yalnızca bir estetik arayışı değil, kültürün kendini ifade etme biçimidir. Bu yüzden “Grafik tasarım öğrenmek ne kadar sürer?” sorusu, sadece bir eğitim süresini değil; bir kültürel dönüşümü de ifade eder. Çünkü grafik tasarım, öğrenilen bir meslek olmanın ötesinde, bir kimlik ritüelidir — bireyin toplum içindeki görsel dilini bulma sürecidir. Kültürel Öğrenme ve Tasarımın Ritüelleri Antropoloji bize gösterir ki her kültür, kendi görsel ritüellerine sahiptir. Avustralya’daki…
Yorum BırakGrafik Tasarım İşi Zor mu? (Tarihsel Süreçler, Dönüşümler ve Yaratıcılığın Zamanla İmtihanı Üzerine) Giriş: Geçmişle Bugün Arasında Köprü Kuran Bir Tarihçinin Gözünden Bir tarihçi olarak, her mesleğin köklerini geçmişte ararım. Çünkü hiçbir iş, kendiliğinden “bugün”e ait değildir; her biri zamanın içinde olgunlaşmış, dönüşmüş ve yeniden şekillenmiştir. Grafik tasarım da böyle bir meslektir — tarihsel olarak sanat, teknoloji ve toplumsal değişimlerin kesiştiği bir alandır. Peki, grafik tasarım işi zor mu? Bu soru yalnızca bireysel bir deneyim değil; aynı zamanda kültürel, ekonomik ve teknolojik dönüşümlerin yansımasıdır. Bir mesleğin zorluğu, döneminin ruhuyla ölçülür. Gelin, bu ruhun izini geçmişten bugüne takip edelim. Matbaanın Doğuşundan…
Yorum BırakErkeklerde Kalça Önemli mi? Tarih, Toplum ve Estetik Üzerine Bir Yolculuk Bir tarihçi olarak geçmişin izlerinde gezinirken, yalnızca savaşları, krallıkları ya da devrimleri değil; insan bedeninin tarihini de okumaya çalışırım. Çünkü beden, toplumların aynasıdır. Her çağ, kendi estetik anlayışını, güç algısını ve cinsiyet rollerini beden üzerinden tanımlar. Bu bağlamda “Erkeklerde kalça önemli mi?” sorusu, yalnızca fiziksel bir merak değil, derin bir tarihsel ve kültürel sorgulamadır. Zira erkek bedeninin hangi yönlerinin öne çıktığı, toplumsal değerlerin, iktidar anlayışlarının ve hatta ekonomik sistemlerin dönüşümüne paralel olarak değişmiştir. Antik Çağlarda Erkek Bedeninin İdeali Antik Yunan’da erkek bedeni, estetiğin ve gücün simgesiydi. Heykellerde kas oranı,…
Yorum BırakKan Davasının Köklerine Yolculuk: Küresel ve Yerel Perspektiflerden Bir Gerçeklik İnsan ilişkileri tarih boyunca sevgiyle, dostlukla ve dayanışmayla örülse de, bazen aynı yoğunlukta öfke, kin ve intikam duygularıyla da şekillenmiştir. Kan davası tam da bu karmaşık duyguların en çarpıcı yansımalarından biridir. Bu yazıda konuyu yalnızca “nerede daha çok görülür” gibi yüzeysel bir sorudan öteye taşıyıp, farklı toplumlarda nasıl anlamlar kazandığını, yerel dinamiklerin nasıl şekillendirdiğini ve neden hâlâ varlığını sürdürdüğünü konuşacağız. Hadi birlikte, kan davası gerçeğinin hem evrensel hem de yerel hikâyesine yakından bakalım. Kan Davasının Evrensel Boyutu: İnsanlık Tarihinden Bir Miras Kan davası, sadece Türkiye’ye özgü bir olgu değildir; aksine…
Yorum Bırak